Bal, emek ve vefanın adresi: Kurtköy...

Köyün tek bakkal dükkanının üçüncü kuşak işletmecisi Rahman Özkan’ın organize ettiği yemek eşliğinde yapılan sohbette, köyün tarihinden günün gerçeklerine kadar her şey konuşuldu.

Yalova’nın merkez ilçesine bağlı Kurtköy, ormanları, dereleri, tarımsal üretimi ve özellikle kestane balıyla kentin doğal zenginlikleri arasında özel bir yere sahip. Bu güzel köyün hikâyesinde yarım asırlık ömrüyle Rahman Özkan’ın da ayrı bir yeri var. Özkan, dededen toruna uzanan esnaflık serüveninde üçüncü kuşak ve de tam 36 yıldır köyün tek bakkal dükkânını işletiyor. bir yandan da arıcılıkla uğraşıyor, doğup büyüdüğü Kurtköy’ün gelişimi için çaba harcıyor. Geçtiğimiz günlerde bir grup gazeteci olarak ziyaret ettiğimiz köyde, Habip Rahman ve yöre sakinleriyle aynı sofrada buluşup Kurtköy’ün dününü, bugününü ve yarınını konuştuk.

 

Yeşilin her tonuyla bezeli şirin bir köy

Yalova’dan uzaklaştıkça şehrin gürültüsü geride kalıyor. Yol, yeşilin farklı tonları arasından kıvrılarak ilerliyor. Bir süre sonra karşınıza çıkan Kurtköy ise yalnızca bir köy değil, doğayla insanın birbirine hâlâ sırtını dönmediği ve yeşilin her tonunu doğasında barındıran özel bir yöre olarak kendisini gösteriyor.

Yalova Merkez ilçesine bağlı Kurtköy; yoğun ormanları, dereleri, mağaraları, yürüyüş parkurları ve tarımsal üretim potansiyeliyle dikkat çekiyor. Köyün ekonomisinde tarım ve hayvancılığın yanı sıra arıcılık da önemli bir yer tutuyor. Nitekim Yalova’nın kestane ve ıhlamur açısından zengin florası, kenti arıcılık bakımından öne çıkarırken, Kurtköy de bu üretim kültürünün odak noktasında yer alıyor.

 

Adı değişti, ruhu kaldı

Kurtköy’ün geçmişi de en az doğası kadar ilginç. Kaynaklarda köyün 1800’lü yıllarda Delipazar adıyla anıldığı, 1890’dan itibaren ise Kurtköy adını taşıdığı belirtiliyor. Yöreye ilişkin çalışmalarda, köyün 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Batum’dan gelen göçmenlerin yerleşim alanlarından biri olduğu bilgisi de yer alıyor.

Kurtköy, Cumhuriyet döneminde de Yalova’nın sosyal ve ekonomik hayatının bir parçası olmayı sürdürmüş. Bugün ise geçmişten gelen köy kültürü ile şehir merkezine yakınlığın getirdiği sosyoekonomik hareketlilik, burada farklı bir yaşam biçiminin oluşmasını sağlamış durumda.

 

Bir köyün 36 yıllık bakkalı

İşte tam da bu noktada, yukarıda çokça isminden söz ettiğimiz Rahman Özkan’ı bir tanıyalım dilerseniz.

Özkan, Kurtköy’de dünyaya gelmiş, büyümüş ve hayatının neredeyse tamamını bu topraklarda geçirmiş. Onun hikâyesini farklı kılan ise yalnızca köyde doğup büyümüş olması değil.

Haberimizin başında da vurguladığımız gibi, tam 36 yıldır Kurtköy’de üçüncü kuşak olarak bakkal dükkanı işletiyor.

Dükkânın hikâyesi Rahman Özkan’ın dedesiyle başlamış. Dükkanı yıllar önce dedesi açmış. Zaman içinde dükkân oğula, yani babasına, ondan da Rahman Özkan’a kadar gelmiş. Muhtemeldir ki gelecek kuşaklarda da ticari varlığını sürdürecek.

Bugün köyde alışveriş yapılan sıradan bir bakkal dükkânından çok daha fazlası, adeta simgesi haline dönüşmüş.

Çünkü küçük bir köy yerleşiminde bakkal, aynı zamanda hayatın nabzının attığı yerlerden biri.

Kim gelir, kim gider; kimin neye ihtiyacı vardır, köyde ne konuşulur, hangi evde ne yaşanır… Rahman Özkan 36 yıldır bütün bunların doğal ve de sessiz tanığı.

Bakkaldan arıcılığa uzanan yolculuk

Özken’ın Kurtköy’le bağı yalnızca bakkallıkla sınırlı değil. O aynı zamanda yörenin en önemli zenginliklerinden arıcılıkla da uğraşıyor.

Dolayısıyla doğayla kurduğu ilişki, sadece yaşadığı çevrenin güzelliğini seyretmekten ibaret değil. Ormanın, çiçeğin, ağacın, suyun ve arının hayatın devamlılığındaki yerini yakından biliyor.

Yöreye özgü kestane ağaçlarının yoğun olduğu Yalova coğrafyası, arıcılık açısından önemli bir doğal kaynak oluşturuyor. Yalova Kestane Balı’nın 2024 yılında coğrafi işaretle tescillenmiş olması da bu değerin artık yalnızca yerel bir ün olmaktan çıktığını gösteriyor.  Kurtköy’de de bu değer, doğrudan günlük yaşamın bir parçası.

 

Gazeteciler aynı sofrada buluştu

Sevgili Rahman Özkan’ın yaşadığı yöreye olan sevgisine, yakından tanık olmak adına, gittiğimiz Kurtköy’de bizi karşılayan yalnızca Rahman Özkan değildi.

Yörenin önde gelen isimleri ve köy sakinleriyle birlikte, son derece samimi bir sohbetin parçası olduk. Ortak bir sofranın etrafında toplandık.

Tabi ki sohbetin odağında Kurtköy vardı. Dünden bugüne, bugünden yarına anılar, yaşanmışlıklar keyifli geçen yemeğin lezzetinin bile üzerindeydi. Bir başka deyişle, yemek sohbetin bahanesi oldu.

Asıl mesele ise aynı coğrafyayı paylaşan insanların, yaşadıkları yere duydukları aidiyet ve gelecek kaygılarıydı.

 

Asıl mesele Kurtköy’e sahip çıkmak

Rahman Özkan’ın hikâyesinde belki de en dikkat çekici nokta da burada ortaya çıkıyordu.

Öyle ya, bir insan düşünün… Doğduğu köyden kopmamış. Dedesinden babasına, ondan da kendine uzanan bakkal dükkanının 36 yıllık öyküsüne bire bir tanıklık etmiş. Esnaflıkla geçimini sağlarken arıcılıkla da uğraşmış. Üstelik bütün bunları yaparken doğduğu, büyüdüğü ve hayatını kurduğu Kurtköy’ün gelişmesi için çaba göstermeyi de sürdürmüş.

Bazen bir yörenin değerini anlamak için istatistiklere, büyük projelere ya da gösterişli yapılara ihtiyaç yoktur.

Bazen bir bakkal dükkânına bakmak yeterlidir. Çünkü o dükkânın içinde 36 yıllık bir emek, bir ailenin hikâyesi, bir köyün hafızası ve doğup büyüdüğü topraklara duyulan vefa vardır

Kurtköy’ün ormanları, kestane ağaçları ve arıları kadar; Rahman Özkan gibi o toprağa tutunmuş insanların varlığı da bu güzel yörenin gerçek zenginliğini oluşturuyor.

Ve belki de Kurtköy’ü asıl güzel yapan şey de tam olarak bu: Yani doğanın hâlâ hayatın içinde, insanın de hâlâ hikâyenin merkezinde olması.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!